flormar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
flormar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ocak 2015 Perşembe

Flormar Nail Art Sticker - Glitter

Baya yabancı içerikli bir başlık oldu değil mi? Ürünün adı bu ne yapalım :)

Belki de aylar önce aldığım bir şey bu tırnak "çıkartması", nedense bir türlü kullanmaya kıyamamıştım. Bakıp bakıp yerine koyuyordum. En sonunda şunları bir deneyelim bakalım dedim, ve oturdum masamın başına.

Önce Sephora'dan aldığım bir stickerı denedim aslında, asıl niyetim oydu. paketin tepesi açıktı ben aldığımda onu, sorduğumda ürün tam problem yok demişlerdi. İşin aslı öyle değilmiş, kurumuş sanıyorum. Çıt çıt etti, yapışkanı kurumuş, hadi dedim parlatıcı süreyim üzerine yapıştırayım. Esnekliğini de kaybetmiş, çıtır çıtır parçalandı, sinirlerim bozuldu komple çöpe attım.

Sonra Flormar'ı aldım elime. Daha basit bir ambalajı var, açık zaten. 5 farklı boyda ikişer tane sticker vardı şeffaf bir plaka üzerinde. Cımbızla kaldırıp tırnağıma yapıştırdım, kenarlarını bastırdım, törpüyle de ucunu katlayıp dışarıda kalanı törpüledim. Gayet güzel yapıştı, yerleşti tırnaklarıma.

Malesef kullanmadan önce fotoğraf çekmek aklıma gelmemişti, o yüzden yapıldıktan sonrası var :) Bir dahakine yapıştırışımı da kaydederim hatta :)




Ben dayanamayıp üzerine şeffaf oje de geçtim Smiley Stickerın yapısı çok güzel, aşağıda makro fotoğraflarda da görebilirsiniz, simler dolu dolu, çok güzel parlıyorlar. Yapıştırmak da çok kolay, hatta bir parmaığımı yamuk yapmışım, korka koraka çıkarıp yeniden yapıştırdım. Nazik davranılırsa herhalde yırtılmaz, bir hayli dayanıklı çünkü. Silikonumsu, böyle kurumaya yüz tutmuş uhu gibi bir dokusu var. Sağlamlık olarak bana çok güven verdi. Sephora'nınkine güvenmemiştim, ondan da bir kapalı paketim daha var, bakalım o nasıl çıkacak...

Farkettiyseniz serçe parmağımdaki desen diğerlerine göre 90 derece dönük :) Başparmağıma yapıştırdığımın ucunda kalanı yanlamasına yapıştırdım ona Smiley

Bence tek bir problemi var bunların, enleri biraz dar. Benim tırnaklarım geniş değildir, inceler. Gül diyorlar galiba tipine, bilemiyorum. Ona rağmen yanlarda boşluk kaldı 3 parmağımda. Keşke daha fazla boyut seçeneği olsaymış dedim uygularken. Rötuş yapsam nasıl yapacağım filan, bıraktım kendi hallerine :)

Gelelim makro fotoğraflara, tırnaklarımın etlerinin bakımsızlığına aldırmayın lütfen, görmezden gelin. Makro fena bir şeymiş Smiley





Gördündüğü gibi duruşu şahane.

Bu arada hoşuma giden bir diğer şeyi de görebilirsiniz tırnaklarımda, bazı tırnaklarımda bir ucunu bazılarında diğer ucunu kullandım stickerların. O sebeple desenleri farklı. Stickerların bir ucu daha oval bir ucu daha düz. Tırnağıma hangi tarafı daha uygunsa o taraftan yapıştırıverdim. Bu şahane bir şey bence. Normal takma tırnaklar gibi uydurmaya uğraşmaya gerek yok, neresi uygunsa ordan yapıştırıver :)

Kullanım süresine gelince... Ben üzerine şeffaf oje de geçmiştim, hatta ucunu da kaplamıştım onunla. Biraz da hor kullandım gerçi ama işaret parmağımdaki stickerın ucu ikinci günün sonlarına doğru koptu gitti. Ben de çıkardım hepsini. Temizlemek için de aslında hiç bir şey kullanmadım :) Bir tarafından ittirip kaldırıp hooop diye soydum tırnaktan.

Acele şekilde tırnaklarınızı güzelleştimeniz gerekiyorsa, oje kurutacak vaktim yok diyorsanız, üşengeçliğiniz üzerinizdeyse Flormar Nail Art Sticker sizin için demektir :) Kalıcılığı pek başarılı değil gibi geldi. Daha sonra tekrar deneyeceğim, o zaman da yazarım zaten. Açıkçası ben elimin altında bir iki tane bulunsun istiyorum. Smiley

Sizin kullandıklarınız var mı? Deneyimleriniz neler? Hangi markalarda var, hangileri denenesi? 

17 Şubat 2011 Perşembe

FOTD - purple star + ödüllendirilmişim :)

Bugün hava çok kasvetli geldiği için renkli canlı bir şeyler yapmak istedim. Makyaj çekmecelerimi kurcalarken Pastel'in metalik farlardından 61 numarayı görünce geçen gün youtube'da izlediğim sokolum'un şu videosu düştü aklıma. Bendeki malzemelerden yapmaya çalıştım bir benzerini, benimki biraz daha sade oldu :) Aslında renkli makyajı çok seviyorum ama yine de elim korkak gidiyor. Bu arada fotoğrafları editledikten sonra aynaya baktığımda aslında fotoğraf makinasının ışık ayarına dikkat etmediğimi farkettim, gözümdeki renkler çok daha canlı, mesela mor hiç de bu fotoğraflardaki gibi değil, daha bir "ben burdayım" diyor, bu kadar soluk ve hafif değil. Ayrıca göz makyajımı anlattığım yerde açıklayacağım gibi aradaki mavi tonu kaynamış :)

Ben susayım fotoğraflar konuşsun artık..


Kendi kendimin fotoğrafını çekmek gerçekten çok zor. Bu sebeple yüzüm yamuk yumuk çıkıyor, ben de yarısını kırpma işini sevdim. Bu böyle gider artık :)

Yüz
  • Fondöten filan hiç bir şey yok, sadece göz altı için Maybelline Affinitone kapatıcının 2 numarasını kullandım.
Yanak
Dudak
  • Flormar'ın Longwearing serisinin 16 numaralı rujunu sürdüm. 
Gözler 



  • MAC Painterly Paintpot, baz olarak bütün kapağa uyguladım.
  • Pastel Metallic Eyeshadow Duo #61 Showgirl, yeşil kısmını göz kapağıma farın içindeki aplikatörle, mor kısmını crease bölgesine MAC 217 fırça ile uyguladım.
  • Flormar'ın 4lü terracotta farlarından mavi tonlarında olanın en koyusunu, iki rengin kesiştiği yere 217 ile yedirdim. Bu fotoğraflarda belli olmuyor. Keşke ışık ayarına dikkat etseymişim, geçmiş ola.
  • MAC Orb, kaş altını düzgünleştirip aydınlatmak ve morun geçişini yumuşatmak için 224 kullandım. 
  • Flormar Ultra Black Eyeliner kaleminin siyahını kirpik diplerie ve gözkapağımın içine sürdüm.
  • MAC Blacktrack Fluidline'ı düz kesik bir suluboya fırçası ile kirpiklerimin arasına uyguladım. Bu uygulama tüyosunu da Wayne Goss'tan öğrendim. (youtube, blog
  • MAC Ricepaper, göz pınarını Sephora'dan aldığım incecik bir pencil brush ile aydınlattım.
  • Rimmel'in waterproof bir mascarasını kullandım, görüldüğü gibi pek bir işe yaramıyor :)
  • MAC Coquette, kaşlarımı Inglot'un ince kesik uçlu eyeliner fırçası ile doldurdum.


Aldığım ödüle gelince, sevgili Junkhead bana "making smiles on faces" ödülünü layık görmüş. Çok teşekkür ediyorum kendisine. Benim de 5 kişiye bu ödülden göndermem gerekiyormuş, gönül ister ki 25 kişiye birden göndereyim ama napalım, kurallar böyle :)

Lydia
Boyaküpü
Nemolatte
Vespagirl
Oje Delisi

7 Şubat 2011 Pazartesi

Review - Flormar - Longwearing Lipgloss #410 - #412 - #402 - #404

Flormar'ın en sevdiğim ürünlerinden biri de Longwearing serisinin glossları. Normal bilindik glosslara göre tombik ambalaja sahip bu ürünler. Kaliteli ve şık görünüyorlar dışarıdan bakınca.

Şöyle bir toplu bakış atalım.. Renkler daha net görünsün diye yazıları arkaya attım, keşke diyorum şimdi bir de görünen fotoğraf çekseymişim. Güzel duruyor çünkü, gerçi silinir yakında :)


Bu glossları iki parça halinde anlatacağım, çünkü ortadaki ikişi müthiş derecede simli ve kenardakilerin sadece ince ışıltıları var. En aşağıdaki swatch fotoğraflarından fark çoook net görülüyor zaten.

Bu ürünlerle ilgili genel olarak söyleyeceğim şeylerin başında fiyatları geliyor, 9.90TL. Şaka gibi değil mi? Üstelik kalıcı bunlar, sürdüğünüz gibi giden şeylerden değil, Golden Rose'un roller'lı glossları gibi mesela... Sadece burdan bile kocaman bir artı alıyor benden.

Ürünlerin bir kokusu var, o bilindik kozmetik kokusu değil, aromalı. Ne olduğunu çözemedim, zaten çok kötüyüm koku tanımlamada. Koklayın ama mutlaka almadan önce, benim hoşuma gitti diyemem ama rahatsız etmedi, sizi bilemem tabi :)

Açıkçası test etmedim ne kadar duruyor diye ama eğer yemek filan yemezsem kolay kolay gitmiyor saatlerce, cidden. Maybelline'in glosslarını çok severim ben normalde ama elim bunlara daha çok gidiyor, çünkü daha kalıcılar.

Bu arada unutmadan söyleyeyim, benim için ikinci kocaman artıyı almasının sebebi ise fırçası. :) Sünger filan değil, güzel bir fırçası var plastik kıllardan oluşan, bu da ürünü çok rahat yaymayı sağlıyor, çünkü ürün çok yoğun. Yoğun dediysem yanıltmayayım, çok yapış yapış değil. Zaten hiç yapış yapış olmasa kalıcı olmaz, di mi :) Olsun o kadar.

Gelelim detaylara..

L412 ve L404 içinde ince ışıltılar olan yoğun renkli ürünler.  Fotoğrafları tıklayıp büyük hallerine bakmanızı tavsiye ediyorum, incecik ışıltılar çok net görnüyor çünkü.



Bu iki renk en çok kullandıklarım, çünkü içindeki incecik ışıltılar (taktım bu lafa da :))günlük kullanıma çok uygun yapıyor. Herhangi bir rujun üzerinde kullanılabilir, hangi rengin üzerinde denediysem harika sonuçlar elde ettim. Rujun da rengine bağlı olarak etkileri değişiyor tabii ama genellikle 404 daha doğallaştırıyor rengi yumuşatarak, 412 ise canlandırıyor.

Bunların duruşlarını çok seviyorum, sürümü de çok kolay, yapıları çok güzel. Gayet homojen olarak sürülebiliyor kolayca, bol bol da sürsem azıcık parlatsın diye de sürsem rengi eşit dağıtmam hiç zor olmuyor.

Gelelim manyak parıltılı olan ikiliye: L402 ve L410..



L410, 404'ün deli parlayanı olarak rahatlıkla tanımlanabilir sanıyorum ki :) Çok hoş bir kavun rengi var, parıl parıl. Bayılıyorum buna, resmen kendisiyle aşk yaşıyorum her sürdüğümde.. Tabii bunu günlük (aka okula giderken) kullanmıyorum, abartı olur çünkü. Gerçekten çok parlıyor. MAC'in dazzleglass'ları ile bir karşılaştırma yapmak gerekbilir hatta, muhtemelen MAC döver ama olsun, bakmak lazım :)

L402'yi çok severek aldım ama eve geldiğimde aslında kendisini sevmediğimi farkettim. Benim için fazla fuşya çünkü, yakıştıramadım kendime. Bu yüzden bir kere denedim, yine beğenmedim koydum kenara. Satış filan yaparsam ekleyeceğim oraya. Renk harika bir renk ama, hakkını yemeyeyim yine de. Belli olmaz, belki severim sonra :)

Swatch hemen aşağıda. Soldaki pek parlamayan güneşli bir günde oda içindeki görünüşleri, sağdaki ışıldayan muhteşem görüntü ise güneş ışığı direk vururken görünüşleri. Sanırım burda anlaşılır ne kadar parladıkları :) Lütfen lütfen lüften, şunu büyütüp öyle bakın. Harikalar. Üstelik bu fiyata.. Bütün seri bile alınabilir :D


Çok güzeller çoook!


Blogumu özlemişim, bir daha bu kadar ara vermek durumunda kalmam umarım :)


PS: L404 MAC'in geçen seneki bir koleksiyonunda (bir sürü mineral iki renkli allık ve bir sürü cremesheen glass vardı, neydi?) çıkan cremesheen glosslardan çok çok sevdiğim Richer, Lusher'a çok benziyor gibi görünüyor, malesef o kadar değil. Karşılaştırma fotoğrafları çektim, onları da yayınlayacağım.

11 Ocak 2011 Salı

Review - Flormar - Longwearing Lipstick #12

Flormar'ın Longwearing serisinin önce glosslarını denemiştim ve çok beğenmiştim, sonra rujlarına bakındım, nedense -her zamanki gibi- pek çekici gelmediler, ama bu renk doğalımsı bir pembe imajı yarattı bende ve aldım. Pişman değilim :) Sahip olduğum Flormar rujlar içinden en severek ve isteyerek alıp kullandığım budur.


Önce şunu söylemek istiyorum, rujun kesimi "normal" olduğu için çok mutluyum. Yamuk yumuk altıgen şekiller yok, en güzeli. Ambalajındaki yazının yakın zamanda silineceği çok belli, azıcık buzucuk gitti bile. Neden biraz daha özenli yapmıyorlar şu ambalajları, merak ediyorum cidden.

Rengi tam fotoğraflarda görüldüğü gibi. Işıltısı, simi, sedefi filan yok, kremsi bir yapısı var. Sürüldüğünde normal rujlarından daha mat duruyor, tabii ki MAC'in filan mat rujları gibi tamamen mat değil. Dudağıma yerleşişini, duruşunu ve dudaklarımı kurutmamasını seviyorum.



Üzerine gloss filan kullanmıyorum, bu hali çok hoşuma gidiyor. Sürüldüğünde daha parlak duruyor, bir süre sonra hafif matlaşıp sabitliyor kendini ve sürerkenki yağ gibi kayan kremsi yapı gidip yerini güzel kaliteli bir hisse bırakıyor.

Ruj gerçekten kalıcı. Yemek filan yemezsem eğer rahat 4 -5 saat bu şekilde kalır, yemek yesem bir şeyler içsem üzerine bir de peçeteyle ağzımı pıt pıt yapıp silsem bile hala dudağımda renk duruyor oluyor. Tabi ilk hali gibi değil ama yemek sırasında başkalaşaım geçirmiş gibi görünmüyorsunuz en azından. Ben kullandığımda sadece yiyip içtikten sonra uygun bir zamanda hafifçe üzerinden geçiyorum, ben çıkarana kadar kalıyor.

Üstelik fiyatı sadece 9 TL! Beğenmeyi becerip bir kaç renk daha almak istiyorum. Bu arada ambalajı Lancome'un ruj ambalajına çok benziyor, en azından bendekilere. Onları da gösteririm yakında. Çekmecemde tepetaklak halde tutuyorum rujları bir bölme içinde, o halde baktığımda ilk bakışta hangisi Flormar hangisi Lancome algılayamıyorum, yazılarına bakmam gerekiyor. 

Ben çok seviyorum, alın aldırın kullanın mutlu olun anacım :)

Bir şey merak ediyorum, renkler ve swatchlar anlaşılır mı, yani size gösterdiğim şeyi iyi anlatabiliyor mu? Yeterince bilgi veriyor muyum ürün hakkında? Eğer bir öneriniz filan varsa lütfen söyleyin :)

Bir de Eyyvah Eyvah 2'ye mutlaka gidin :)

8 Ocak 2011 Cumartesi

Review - Flormar - True Color Lipstick #34

Post'u yazmadan önce Flormar'ın internet sitesine girip baktım ama bu ruju bulduğumdan emin olamadım. True Color serisi var, rengi farklı olsa da paket aynı, ama plumping diyor sitede, benim rujum plumping değil, holographic.. Flormar çok sık ürün değiştiriyor, bilemiyorum. Renk numarası filan uyuyor aslında ama bilemedim işte. Link şurada.

Topu topu 3 tane Flormar rujum var zaten, bu ikincisi. Niye bilmiyorum Flormar'dan ruj alamıyorum. Bakıyorum ediyorum filan ama çekici gelmiyorlar, tabi kiosklarda çalışan kızların da etkisi var bunda. Yoksa çok güzel renkleri var gerçekten ama ışıklandırma kötü filan bir türlü güvenemiyorum, özellikle bu ruju ışıltılı diye alıp saten gördükten sonra... Önerilere açığım Flormar'dan düz renklere, yani ışıltısız, saten gibi olmayan, simli olmayan. Mat değil ama dediğim, ya da mat da olur hadi :) Cream ojenin ruj formu gibi işte ehehe :)



Sanırım "kırmızı" demek doğru olur bunun için. Hafif ışıltılı görünüyor ruja bakıldığında, ancak dudağımda ışıltıdan ziyade saten duruyor ve ben bunu hiç sevmiyorum, bu da benim kişisel tercihim tabii. Saten görünümlü dudakları seviyorsanız bu kırmızıyı kaçırmayın derim, çünkü tonu çok güzel. Ağır bir kırmızı değil, rahatlıkla günlük makyaja katılabilir. Yine o garip kesimi var rujun, "flormar" yazısının hemen solundaki çizginin arkası düz değil yani, bu fotoğrafta gördüğünüz garip 4gen piramidimsi şekil bir de arka tarafta var. Cidden ne amaçla böyle bir şey yapmışlar bilmiyorum, bilen beri gelsin beni de aydınlatsın n'olur.

Bahsettiğim saten görünümünden dolayı ben her zaman o gün aklıma esen glossla beraber kullanıyorum, bu sebeple biraz daha kalıcı oluyor ama tek başına kullanacaksanız uyarmamda fayda var, 2 -3 saat sonra dudakta düzgün ruj görmek biraz zor. Tabi fiyatı göz önümde bulundurulduğunda gün içinde tazelemek sorun olmamalı bence, çünkü 9tl mi neydi ben aldığımda. Kokusu ağır kozmetik kokusu değil. Hafif bir tını var sanki o kokudan ama çok belli değil, ya da rahatsız edici değil. Yine de eğer koku konusunda hassassanız almadan koklamak en iyisi :)

20 Aralık 2010 Pazartesi

Review - Flormar - Selection Lipstick #34

Flormar standına gidince pek bir şey beğenemiyorum ben, görevli kızlar filan çok boğuyor, ışıklandırma desen berbat, hiç bir şeyin rengi olduğu gibi anlaşılmıyor filan..  O yüzden renkleri internetten bakıp çok beğensem de pek bir şey almıyorum Flormar'ın standlarından. Watsons gibi mağazalardan almayı tercih ediyorum.

Bu ruj ise Flormar standında aslında görevli kızın dırdırıyla aldığım bir ürün. İlgilendiğim bir renkti ama gerçekten çok isteyerek almadım, hani "ay tamam alıyorum, bi sus yeter ki" modunda almıştım. Çok seviyorum o ayrı :)

normalde çok dikkat ederim ama bu sefer fotoğraflar pek net olmamış, kusura bakmayın...


Alttaki fotoğraftan görüleceği üzere kapaktaki "flormar" yazısının ortası silinmiş durumda, halbuki çok da kullanmış olduğum söylenemez ruju.

Bu rujla ilgili sevmediğim üç şey var: birincisi kabı, çok ucuz görünümlü geliyor; ikincisi pek kalıcı olduğu söylenemez; üçüncüsü ise rujun değişik kesilmiş şekli, çok rahat değil kullanması.

Bunların dışında güzel bir ürün; yapısı yumuşak, dudakları kurutmuyor, rahatsız edici bir kokusu yok ve pigmentasyonu oldukça iyi.




18 Kasım 2010 Perşembe

Review - Flormar Diamonds Eyeliner + dupe

Bugün Flormar'ın yavaş yavaş satıştan kaldırdığı bir eyeliner ile karşınızdayım. İlk önce kahverengisini almıştım bunların, bir süre kullandıktan sonra yapısı ve duruşu çok hoşuma gittiğinden, "11TL nereye vermiyorum ki" deyip diğer renklerinden almaya gittim. Standda yoktu bunlar, eski ürünlerin satıldığı "fırsat köşesi" gibi kullandıkları minik sepetlerde gördüm. Yerine başka bir eyeliner getirdikleri için bunların fiyatını 3.5 TL'ye mi ne düşürmüşler. Yerine gelen eyelinerlara baktım hevesle ama hayal kırıklığına uğradım: simli ve doğru düzgün renk vermeyen, en azından benim hiç sevmediğim tipte bir eyeliner serisi...  Görevli kızn da "Aynı bunlar, sadece paketleri değişti" inadı ve benim en sonunda kıza birinin metalik birinin simli olduğunu algılatabilmem hayli uzun sürdü. Eğer siz de severseniz gidip ucuz ucuz bulduğunuzu kapın diye göstermek istedim bunları.

Üzerinde şunlar yazıyor: 
Liquid Eyeliner for eyes sparkling like diamonds. Highlights with excellent color pay-off. Do not use inside eye. Shake well before use. 

Ayrıca 6 ay kullanım süresi vermiş, 10ml / 0.33 fl.oz. da içindeki ürün miktarıymış.


Ben simli eyelinerları genelde sevmem ve kullanmam. Bazen siyah linerın üzerine geçerim pırıldamak istersem, o kadar. Bunlar kesinlikle öyle değil. Kremimsi gibi bir yapısı var, ve içinde sim yok, "glitter effect" dediğine filan bakmayın yani, bildiğin metalik bunlar.

Ben çok severek kullanıyorum ve bitmeden tükenmeden istediğim renkleri bulabildiğim için de çok mutluyum açıkçası.



+ DUPE
Bu arada Flormar bunları kaldırıyor satıştan evet, ama yerine şahane bir dupe buldum ve bunlardan çoooook daha fazla renk seçeneği var: Golden Rose. Evet Golden Rose'da metalik ambalajlı minik eyelinerlar var, renk seçeneğinin kaç tane olduğunu bilmiyorum ama neredeyse her rengin 2-3 farklı tonu mevcut. Görünümleri aynı, kalıcılıkları konusunda bir şey diyemeyeceğim, denemedim. Nail art ojelerinden alamaya gittiğimde görmüştüm, en yakın zamanda en azından güzel bir koyu gri ve turkuazla eve dönüp tanıtmak istiyorum burada. Yolu bir Golden Rose standına düşen olursa mutlaka göz atsın ;)

11 Kasım 2010 Perşembe

Flormar - Pretty Compact - Quartet Eye Shadow P045

Bu farı kahve ve nude tonlarda farlara taktığım sıralarda almıştım, 1-2 ay oluyordur en fazla. Kullanacağımı düşündüğüm bir ürün bende yoksa ona takıyorum ve bulduğum bir çok çeşidini alıyorum kısa sürede. Mesela yeşil ojem yok diye takmıştım zamanında, bulduğum bütün yeşil ojeleri topladım ardından. Böyle nude-kahve tonlarında farım yok hiç diye telaş yaptım bir ara (niyeyese :)), bu da o zaman aldıklarımdan biri. 



Fiyat-performans oranı çok yüksek bence bu "pretty compact" serisinin. Hem allıkları, hem pudraları, hem de farları kocaman, pigmentasyonu harika, ve çok ucuz... 7 TL mi neydi ben bunu aldığımda.

Çok çaktırmasa da açık kahve ve üzerindeki beyaz gibi krem gibi olan renk ışıltılı, diğer ikisi mat yapıda. Parmağımla alıp kolumun iç tarafına bir kere sürdüğümde çıkan renkler şöyle (altında baz yok):


Fırçaya da çabuk geliyor ama biraz toz toz oluyor. O yüzden fırçaya aldıktan sonra pıtpıt yapıp fırçadaki fazla ürünü atmak çok önemli, yoksa bütün göz atlına dökülüyor far. Bütün renkleri severek kullanıyorum. Pembeyi göz kapağımın iç tarafına, açık kahveyi de göz kapağımın dış tarafına ve crease'e uygulayıp beyaz ile kaş altına ve göz pınarına highlight yapıyorum. Eğer biraz daha ağır olsun istiyorsam koyu olan kahve ile de crease bölgemi koyulaştırıyorum.

5 Kasım 2010 Cuma

Yine Çiçek Açan Tırnaklar

Bir önceki manikürümün görece daha sade daha zarif versiyonu bu. Baz olarak kullandığım oje önceki manikürde yaprakların ana rengi olan Flormar Supershine 21, yaprakların rengi için bir önceki manikürde çiçeğin ortasını yapmak için kullandığım Flormar Supershine 02, siyah olan her kısım içinse Flormar'ın nail art serisindeki siyahı kullandım. Fotoğrafla çok aceleye geldi, pek düzgün değiller ama idare edin işte :)



4 Kasım 2010 Perşembe

Çiçek Açan Tırnaklar

Önce bugün öğrendiğim bir şeyi paylaşmak istiyorum. Claire's'e uğradım. Mat ojeler gelmiş, iki tane kaptım hemen (yakında göstereceğim, çokkk güzeller) ve çıkmadan da meşhur renk değiştiren mood ojelerden haber olup olmadığını sordum. Mat ojeler gibi onların da burda üretimine başlayacağını, yakın zamanda burda da satışa geçeceğini öğrendim :) Yaşasın mood ojeler!!
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

İlk önce kullandığım ojeler...

Base coat olarak şu sıralar Alix Avien'in soyulan tırnaklar için çıkardığı ürünü kullanıyorum, "Natural Anti-stries" diye geçiyor. Çok soyulur benim tırnaklarım, bir çare bulamadım henüz, bunu deniyorum şimdi de. Neyse :)

  • Baz rengim Flormar 346. Çok güzel ışıl ışıl bir altın rengi. Bu ojeyi youtube'dan Julieg713'ün bir manikürünü yapmak için almıştım aslında ama yapmadım henüz. kısmet bu deseneymiş :)
  • Çiçeklerin kontur çizimi için Claire's NA207 numaralı ojesinin kalem kısmını kullandım başta, yaprak kısımlarında ve yapraklar arasındaki çizgiler için Flormar NA12 siyahı tercih ettim.
  • Yaprakların ana rengi için Flormar Supershine 21'i kullandım. Bu muhteşem renkle tanışmamı sağlayan Deniz'e de teşekkürler. Favorilerimden biri oldu.
  • Yaprakların iç detayı için Flormar 011'i kullandım. Bu renge de bayılıyorum!
  • Yaprak içindeki siyahlıklar için Flormar NA12'yi kullandım yine. 
  • Çiçeğin ortası için ise yine aşık olduğum başka bir renk olan Flormar Supershine 02'yi kullandım. Buna mutlaka göz atın yolunuz Flormar satan bir yere düşerse.



Gelelim manikürüme...


Ciddi anlamda ilk "freehand nail art" çalışmam diyebilirim. Youtube'da bir videoda görmüştüm çiçeğin yapılışını, ama şu anda bulamıyorum nereden. Bulursam editler eklerim bir yerlere. Çok kolay aslında. Aklıma gelseydi fotoğraflardım yaparken. edit: benimadımkırmızı sağolsun görünce hemen haber verdi, buyrun video  :)



Önce çiçeğin merkezi olan halkaları yaptım, sonra 5 tane çentik çıkardım. Bu çentikleri ikiye ayırdım. Sonra komşu çentiklerin ayrılmış iki parçasını yukarıda birleştirip yaprak yaptım. Bilmem açıklayıcı oldu mu :) Yaprakların içini seçtiğim renkle boyadım, ortaya en yakın kısımlarına biraz daha koyu bir renkle V çizdim ama tabi pek v gibi olmadı çoğunda, bir parça renk olarak görünüyor. Sonra onların da içine iki çizik attım siyahla. Çiçek bitince de yapraklar arasından 2-3 kıvrımlı olmaya çalışan çizgiler çıkardım.

Bu renkleri başta çok sevmiş olsam da sonra çok göz yorucu geldi, daha zarif olduğunu düşündüğüm benzer başka bir tasarım yaptım, o da bir sonraki postta gelecek :)

Sol elimin fotoğraflarını koydum özellikle, çünkü sağ elim bu kadar düzgün olmadı :) Sol elim de alışacak elbet bir gün... Umarım :/






alakasız not: barış manço dinlemeyi hâlâ çok seviyorum. "ahmet bey'in ceketi" çalıyor şu anda. bu şarkıyı ilk dinlediğimde ağlamıştım, onu hatırladım. bahaneyle barış manço'yu anmış olayım dedim.