lipgloss etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
lipgloss etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Şubat 2011 Pazartesi

Review - Flormar - Longwearing Lipgloss #410 - #412 - #402 - #404

Flormar'ın en sevdiğim ürünlerinden biri de Longwearing serisinin glossları. Normal bilindik glosslara göre tombik ambalaja sahip bu ürünler. Kaliteli ve şık görünüyorlar dışarıdan bakınca.

Şöyle bir toplu bakış atalım.. Renkler daha net görünsün diye yazıları arkaya attım, keşke diyorum şimdi bir de görünen fotoğraf çekseymişim. Güzel duruyor çünkü, gerçi silinir yakında :)


Bu glossları iki parça halinde anlatacağım, çünkü ortadaki ikişi müthiş derecede simli ve kenardakilerin sadece ince ışıltıları var. En aşağıdaki swatch fotoğraflarından fark çoook net görülüyor zaten.

Bu ürünlerle ilgili genel olarak söyleyeceğim şeylerin başında fiyatları geliyor, 9.90TL. Şaka gibi değil mi? Üstelik kalıcı bunlar, sürdüğünüz gibi giden şeylerden değil, Golden Rose'un roller'lı glossları gibi mesela... Sadece burdan bile kocaman bir artı alıyor benden.

Ürünlerin bir kokusu var, o bilindik kozmetik kokusu değil, aromalı. Ne olduğunu çözemedim, zaten çok kötüyüm koku tanımlamada. Koklayın ama mutlaka almadan önce, benim hoşuma gitti diyemem ama rahatsız etmedi, sizi bilemem tabi :)

Açıkçası test etmedim ne kadar duruyor diye ama eğer yemek filan yemezsem kolay kolay gitmiyor saatlerce, cidden. Maybelline'in glosslarını çok severim ben normalde ama elim bunlara daha çok gidiyor, çünkü daha kalıcılar.

Bu arada unutmadan söyleyeyim, benim için ikinci kocaman artıyı almasının sebebi ise fırçası. :) Sünger filan değil, güzel bir fırçası var plastik kıllardan oluşan, bu da ürünü çok rahat yaymayı sağlıyor, çünkü ürün çok yoğun. Yoğun dediysem yanıltmayayım, çok yapış yapış değil. Zaten hiç yapış yapış olmasa kalıcı olmaz, di mi :) Olsun o kadar.

Gelelim detaylara..

L412 ve L404 içinde ince ışıltılar olan yoğun renkli ürünler.  Fotoğrafları tıklayıp büyük hallerine bakmanızı tavsiye ediyorum, incecik ışıltılar çok net görnüyor çünkü.



Bu iki renk en çok kullandıklarım, çünkü içindeki incecik ışıltılar (taktım bu lafa da :))günlük kullanıma çok uygun yapıyor. Herhangi bir rujun üzerinde kullanılabilir, hangi rengin üzerinde denediysem harika sonuçlar elde ettim. Rujun da rengine bağlı olarak etkileri değişiyor tabii ama genellikle 404 daha doğallaştırıyor rengi yumuşatarak, 412 ise canlandırıyor.

Bunların duruşlarını çok seviyorum, sürümü de çok kolay, yapıları çok güzel. Gayet homojen olarak sürülebiliyor kolayca, bol bol da sürsem azıcık parlatsın diye de sürsem rengi eşit dağıtmam hiç zor olmuyor.

Gelelim manyak parıltılı olan ikiliye: L402 ve L410..



L410, 404'ün deli parlayanı olarak rahatlıkla tanımlanabilir sanıyorum ki :) Çok hoş bir kavun rengi var, parıl parıl. Bayılıyorum buna, resmen kendisiyle aşk yaşıyorum her sürdüğümde.. Tabii bunu günlük (aka okula giderken) kullanmıyorum, abartı olur çünkü. Gerçekten çok parlıyor. MAC'in dazzleglass'ları ile bir karşılaştırma yapmak gerekbilir hatta, muhtemelen MAC döver ama olsun, bakmak lazım :)

L402'yi çok severek aldım ama eve geldiğimde aslında kendisini sevmediğimi farkettim. Benim için fazla fuşya çünkü, yakıştıramadım kendime. Bu yüzden bir kere denedim, yine beğenmedim koydum kenara. Satış filan yaparsam ekleyeceğim oraya. Renk harika bir renk ama, hakkını yemeyeyim yine de. Belli olmaz, belki severim sonra :)

Swatch hemen aşağıda. Soldaki pek parlamayan güneşli bir günde oda içindeki görünüşleri, sağdaki ışıldayan muhteşem görüntü ise güneş ışığı direk vururken görünüşleri. Sanırım burda anlaşılır ne kadar parladıkları :) Lütfen lütfen lüften, şunu büyütüp öyle bakın. Harikalar. Üstelik bu fiyata.. Bütün seri bile alınabilir :D


Çok güzeller çoook!


Blogumu özlemişim, bir daha bu kadar ara vermek durumunda kalmam umarım :)


PS: L404 MAC'in geçen seneki bir koleksiyonunda (bir sürü mineral iki renkli allık ve bir sürü cremesheen glass vardı, neydi?) çıkan cremesheen glosslardan çok çok sevdiğim Richer, Lusher'a çok benziyor gibi görünüyor, malesef o kadar değil. Karşılaştırma fotoğrafları çektim, onları da yayınlayacağım.

18 Kasım 2010 Perşembe

Review - MAC - Lightly Prancing Dazzleglass Creme

Bu arkadaş dazzleglass ailesinden sahip olduğum ilk üye :) 2010 Holliday Collection'ın (A Tartan Tale) ilk bölümü olan colour collectiondan aldığım tek şey. Aslında pearlglide intense eyeliner'lardan da iki renk almaya niyetliydim: undercurrent ve petrol blue. Undercurrent yeşil gözlerimi çok boğdu, hiç sevmedim. Petrol Blue da çok orjinal gelmedi. Kısaca ikisi de son anda kasadan döndüler :)

Mağazada dazzleglass creme'lerin renkleri görünce içim gitti resmen. Bir bunu bir de Soft Dazzle'ı denedim. Daha önce hiç dazzleglass denemediğimi düşünürsek o muhteşem parıltıyı görünce kendimden nasıl geçtiğimi tahmin edebilirsiniz sanırım :)
bu imaj maccosmetics.com'dan alınmıştır. / this image is taken from maccosmetics.com.

Dazzleglass creme'ler normal dazzleglass'lar kadar yapış yağış değilmiş mağazada öğrendiğim kadarıyla. Daha yumuşak bir görünüşleri varmış. Adından da anlaşılabileceği gibi dazzleglass ile cremesheen glass arasında bir yapısı var.

Bu arada bu ürün LE (limited edition). Eve gelince şunu farkettim, MAC glosslarımın hepsi koleksiyondan (hepitopu 4 tane var zaten). Zaten koleksiyonlar sağolsun permanent ürünlere bakmaya ne fırsatı kalıyor insanın ne de parası...! Neyse, çok gevezelik ettim, buyrun fotoğraflara. Lütfen tıklayın, büyütün ve o güzel ışıltıyı görün :)




Bu güzelliği kullanmaya nasıl kıyabileceğim, hiç bilmiyorum.. :)

31 Ekim 2010 Pazar

MAC Venomous Villains Alışverişi

Bu post biraz geç kaldı, ama olsun, sonuçta burada :)

Bu koleksiyonun gelmesini sabırsızlıkla bekliyordum. Açıkçası yurtdışından alma stresine girmek gereksiz geliyor bana, zaten gelecek ve fiyat da neredeyse aynı olacak, gider adam gibi bakar öyle alırım diyorum, yine öyle yaptım. Ancak söylenenden neredeyse iki hafta önce çıkması biraz afallattı beni açıkçası :) Şu anda hatırlamadığım bir blogdan satışa çıktığını öğrendim ve resmen bir anda evden fırlayıp Bakırköy Capacity MAC'in yolunu tuttum. Daha her şey gıcır gıcırdı gittiğimde, hiç bir şeye dokunulmamıştı.

Wishlist'imde en başta Bad Fairy oje geliyordu, sonra Bite of an Apple allık ve Revenge is Sweet lipglass. Tabi liste bitmez, Toxic Tale'i var o var bu var.. Ojeyi aldım direk, Bite of an Apple'a dayanamayıp onu da aldım. Sonra ne kadar tuttu filan diye hesaplara giriştim. Eğer parlatıcıyı da alırsam bir haftayı evden çıkmadan geçirmem gerekiyordu ama Özgür MUA sağolsun, ben denedikten sonra "pişman olacaksın" diye diye kanıma girdi, ve onu da aldım. Hayatımda ilk defa dokunmadan alışveriş yaptım, allığa elimi bile sürmeden alacağıma karar verdim.

Sonuçta parasız kaldım, bir hafta evden çıkmadan yaşadım :) Ama cicilerim hala benimle :) Mutluyum <3

Ürünlerin üçünden de çok memnun kaldım. Özellikle allığa resmen aşık oldum. Ağır kaçabileceğini düşünüp tedirgindim biraz ama "build up" edip katman katman yoğunlaştırılabilen bir yapıda olduğu için hem günlük hem de daha ağır makyajlar için uygun. Parlatıcıyı çok kullanmaya kıyamam büyük ihtimalle, ürünlerin üzerinde yazan kullanım sürelerini de pek takmadığımdan [hocanın dediğini yap, yaptığını yapma] uzuuuun süre kullanacağımı düşünüyorum. Oje ise zaten efsane :) Diğer renklerini sevmemiştim, hala de sevmiyorum, ama Orly'nin [Cosmix FX miydi?] koleksiyonu Türkiye'ye ulaştığında benzer yapıda olan başka ojeler alacağım.

Gelelim fotoğraflara [tıklanınca büyüyorlar]...