allık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
allık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mayıs 2014 Perşembe

FOTD: Ben Bugün Buz Oldum :)

Nisan ayının son günü ne yapsam ne yapsam dedim, bunlar çıktı ortaya.

Bakın bakalım nasıl olmuş...


Gözümü yakından da çektim. Maskarayı beğendim. Denediğim diğer renkleri de paylaşırım :)



Ve bu da efsanevi Heroine. Son zamanlarda genişleyen mat yapılı ruj yelpazesi beni çok mutlu ediyor :)



Göz kapağımda Chrome Angel Paint Pot var, 252 numaralı fırça ile yoğunca kaş altıma kadar uyguladım. Kirpiklerimde pro bir ürün olan Lash Base var. Bu bazı istediğiniz pigmentle ya da kazıdığınız farla karıştırıp istediğiniz renkte maskara yapabiliyorsunuz :) Ben Pure White pigment kullandım. İkisini bir güzel karıştırıp kirpik fırçamla uyguladım. Gözümün içine Pure White Chromagraphic kalem sürdüm. Kaşlarıma hiç bir şey yapmadım, saldım kendi hallerine, sadece taradım.

Göz altımda Pro Longwear Concealer NW20 var, 268 numaralı fırçayla sürdüm. Yüzümde ise Face and Body N2 var, Pro Performance Sponge ile pıt pıt yerleştirdim. Bütün yüzümün üzerine CC Adjust Loose Powder uyguladım, 138 numaralı fırçamla.

Dudağımda Heroine var! Bayılıyorum şu ruja :)

Yanağımda Proenza Schouler koleksiyonunun Sunset Beach isimli ombre allığı var. 168 ile şöyle bir karıştırdım. Highligh için Lightscapade MSF, kontur için de Dark MSF Natural kullandım 109 numaralı fırçamla.

Evet sanıyorum bu kadar :)

1 Kasım 2011 Salı

Review - Nars - Deep Throat Allık

İlk NARS ürünüm ile karşınızdayım... :)

Geçen seneden beri Sephora'ya her gittiğimde mutlaka kurcaladığım iki markadan biridir Nars, diğeri ise Too Faced. Hatta önceki hafta eski ajadama baktım da, aylık planlarımda bu allığı Mart ayında almak üzere not düşmüşüm kendime. Parama kıyamadım filan derken birden esti, İstiklal Caddesi'ndeki Sephora'ya girdim, direk ürünü istedim, aldım ve çıktım. 65TL verdim kendisine. Nars mağazasında fiyatı farklı mı bilmiyorum, Nişantaşı'na gitmek zor geldiğinden bakmadım. Neyse geyiği bitirip incelemize geçelim.


Aslında alır almaz yazmak istedim ama erteledim durdum, geçerli bir sebebim var: kullanımını ve dayanımını test etmek! 1-2 hafta boyunca neredeyse her gün kullandım. Artık yazıma hazırım :)

Ürünün kapağını açınca şöyle görünüyor...


O "nars" yazan aseatatı özellikle atmadım çünkü aynasının kirlenmesini istemiyorum. Ayrıca çok karizma durmuyor mu?

Arkasında da şunlar yazıyor:



Allığın ne pembe ne de şeftali denemeyen bir tonu olduğu için fotoğraflamak zor oldu. Gerçekten yüzlerce fotoğraf çektim. Başardım!

Çok incecik altın renkli ışıltılar bulunuyor içinde. Fotoğrafı da büyütüp bakarsanız masa lambam dolayısıyla yansımalarını görebilirsiniz :)


Biliyorum parmaklarım ve swatchladığım renk net değil, ama rengi veriyor :) Şunu söylemeliyim ki, ürün parmağa çok rahat gelmiyor. Tabi benzer bir sorun fırça için yok. Çok rahat bir şekilde fırçama alıp rahatlıkla uyguluyorum.


Renk gerçekten çok kullanışlı. Evet çok pigmentli ama yanağa sürer sürmez de çat diye bu renk yoğunluğu elde edilmiyor, zaten allık sürme konusunda hala elim korkak gider benim, ürünü az az alıp kat kat uygulamayı tercih ederim her zaman. Deep Throat'ın şöyle bir güzelliği var, bunu çok süremezsiniz. Yani elinizin ayarı kaçtı çok yoğun sürdünüz diyelim, sorun olmaz kolay kolay, çünkü çok yumuşak bir rengi var.

Anqel'in söylediğine göre Temptalia bunu Mac'in mineral farlarından Dainty'e benzetmiş. Dainty, benim en rahat ve en çok kullandığım allıklardan biridir, yani 10 tane benzeri yan yana koysanız Dainty'i seçerim arasından. Bence Dainty (ya da bendeki Dainty, ne de olsa mineral allık, her paketteki aynı olmayabilir) bundan çok daha pembe. Hatta direk pembe. İkisini yanyana koysak tamam benziyorlar ama Deep Throat şeftali kalır onun yanında.

Dayanıklığı ise başarılı. Tek başına, direk yanağıma sürmedim tabi, fondöten üzerine uyguluyorum. Allık için çok çok hafif olan elimle 3 kat uygulayıp dağıtıyorum biraz ve sabah çıktığımdan hafif azalmış halde eve geliyorum. Yani gayet kalıcı :)

Alttaki fotoğraf allığı olduğundan biraz daha şeftali gösteriyor ama bunu bilerek paylaşıyorum, çünkü içindeki altın ışıltıyı çok güzel yansıtıyor. Gerçekten sağlıklı gösteriyor.


Kolumun iç tarafında swatch alamadım, çünkü rengi gözlerimle bile ayırt edemedim. Çok uğraştım beceremedim, parmak swatchlarıyla idare edin :P

17 Şubat 2011 Perşembe

FOTD - purple star + ödüllendirilmişim :)

Bugün hava çok kasvetli geldiği için renkli canlı bir şeyler yapmak istedim. Makyaj çekmecelerimi kurcalarken Pastel'in metalik farlardından 61 numarayı görünce geçen gün youtube'da izlediğim sokolum'un şu videosu düştü aklıma. Bendeki malzemelerden yapmaya çalıştım bir benzerini, benimki biraz daha sade oldu :) Aslında renkli makyajı çok seviyorum ama yine de elim korkak gidiyor. Bu arada fotoğrafları editledikten sonra aynaya baktığımda aslında fotoğraf makinasının ışık ayarına dikkat etmediğimi farkettim, gözümdeki renkler çok daha canlı, mesela mor hiç de bu fotoğraflardaki gibi değil, daha bir "ben burdayım" diyor, bu kadar soluk ve hafif değil. Ayrıca göz makyajımı anlattığım yerde açıklayacağım gibi aradaki mavi tonu kaynamış :)

Ben susayım fotoğraflar konuşsun artık..


Kendi kendimin fotoğrafını çekmek gerçekten çok zor. Bu sebeple yüzüm yamuk yumuk çıkıyor, ben de yarısını kırpma işini sevdim. Bu böyle gider artık :)

Yüz
  • Fondöten filan hiç bir şey yok, sadece göz altı için Maybelline Affinitone kapatıcının 2 numarasını kullandım.
Yanak
Dudak
  • Flormar'ın Longwearing serisinin 16 numaralı rujunu sürdüm. 
Gözler 



  • MAC Painterly Paintpot, baz olarak bütün kapağa uyguladım.
  • Pastel Metallic Eyeshadow Duo #61 Showgirl, yeşil kısmını göz kapağıma farın içindeki aplikatörle, mor kısmını crease bölgesine MAC 217 fırça ile uyguladım.
  • Flormar'ın 4lü terracotta farlarından mavi tonlarında olanın en koyusunu, iki rengin kesiştiği yere 217 ile yedirdim. Bu fotoğraflarda belli olmuyor. Keşke ışık ayarına dikkat etseymişim, geçmiş ola.
  • MAC Orb, kaş altını düzgünleştirip aydınlatmak ve morun geçişini yumuşatmak için 224 kullandım. 
  • Flormar Ultra Black Eyeliner kaleminin siyahını kirpik diplerie ve gözkapağımın içine sürdüm.
  • MAC Blacktrack Fluidline'ı düz kesik bir suluboya fırçası ile kirpiklerimin arasına uyguladım. Bu uygulama tüyosunu da Wayne Goss'tan öğrendim. (youtube, blog
  • MAC Ricepaper, göz pınarını Sephora'dan aldığım incecik bir pencil brush ile aydınlattım.
  • Rimmel'in waterproof bir mascarasını kullandım, görüldüğü gibi pek bir işe yaramıyor :)
  • MAC Coquette, kaşlarımı Inglot'un ince kesik uçlu eyeliner fırçası ile doldurdum.


Aldığım ödüle gelince, sevgili Junkhead bana "making smiles on faces" ödülünü layık görmüş. Çok teşekkür ediyorum kendisine. Benim de 5 kişiye bu ödülden göndermem gerekiyormuş, gönül ister ki 25 kişiye birden göndereyim ama napalım, kurallar böyle :)

Lydia
Boyaküpü
Nemolatte
Vespagirl
Oje Delisi

8 Aralık 2010 Çarşamba

Review - MAC - Azalea Blossom Blush Ombre

Spring Color Forecast koleksiyonunda çıkan ombre allıklardan biri. Eğer kendisi 62 TL olmasaydı ve benim biraz daha param olsaydı şeftali tonlu olanı da alacaktım ama kısmet değilmiş diyelim :)


Ürün LE, yani limited edition, yani sınırlı üretim. Yüzüme uygulatıp da ne kadar güzel durduğunu görene kadar tereddütteydim alıp almama konusunda. Pembesi çok açık kaçar mı, moru çok mu mor durur filan bir sürü soru vardı kafamda. Artık hiç biri yok, çünkü çok severek kullanıyorum, ve bu kocaman ürünü kolay kolay bitirebileceğimi sanmıyorum. Mor-pembe tonlarında göz makyajı yaptığımda nude dudaklarla beraber kullanıyorum, ya da üzerimdeki kıyafetin rengi bunun gibi tatlı pembe-mor tonlardaysa.


İçinde minik incecik mor ışıltılar var. Çok belirgin değiller, yüzüme uygulayan MUA da bana sürene kadar farketmemiş ışıltılarını. Ona bakmayın ama siz, o kadar da belirsiz değiller.

Rengin geçişli olması çok güzel gerçekten, istediğim tonu elde edebiliyorum. Daha pembe, daha mor, ya da tam ortası. Genelde elmacık kemiğimin burnuma doğru gelen kısmına en açık kısmını, kulağımın üstüne iyice yaklaşan yere en koyu kısmını sürüyorum.

Bunlar da swacthar... Üstteki fotoğraf güneşli bir günde odanın içinde, alttaki fotoğraf ise direk güneş ışığı vururken çekildi.

31 Ekim 2010 Pazar

MAC Venomous Villains Alışverişi

Bu post biraz geç kaldı, ama olsun, sonuçta burada :)

Bu koleksiyonun gelmesini sabırsızlıkla bekliyordum. Açıkçası yurtdışından alma stresine girmek gereksiz geliyor bana, zaten gelecek ve fiyat da neredeyse aynı olacak, gider adam gibi bakar öyle alırım diyorum, yine öyle yaptım. Ancak söylenenden neredeyse iki hafta önce çıkması biraz afallattı beni açıkçası :) Şu anda hatırlamadığım bir blogdan satışa çıktığını öğrendim ve resmen bir anda evden fırlayıp Bakırköy Capacity MAC'in yolunu tuttum. Daha her şey gıcır gıcırdı gittiğimde, hiç bir şeye dokunulmamıştı.

Wishlist'imde en başta Bad Fairy oje geliyordu, sonra Bite of an Apple allık ve Revenge is Sweet lipglass. Tabi liste bitmez, Toxic Tale'i var o var bu var.. Ojeyi aldım direk, Bite of an Apple'a dayanamayıp onu da aldım. Sonra ne kadar tuttu filan diye hesaplara giriştim. Eğer parlatıcıyı da alırsam bir haftayı evden çıkmadan geçirmem gerekiyordu ama Özgür MUA sağolsun, ben denedikten sonra "pişman olacaksın" diye diye kanıma girdi, ve onu da aldım. Hayatımda ilk defa dokunmadan alışveriş yaptım, allığa elimi bile sürmeden alacağıma karar verdim.

Sonuçta parasız kaldım, bir hafta evden çıkmadan yaşadım :) Ama cicilerim hala benimle :) Mutluyum <3

Ürünlerin üçünden de çok memnun kaldım. Özellikle allığa resmen aşık oldum. Ağır kaçabileceğini düşünüp tedirgindim biraz ama "build up" edip katman katman yoğunlaştırılabilen bir yapıda olduğu için hem günlük hem de daha ağır makyajlar için uygun. Parlatıcıyı çok kullanmaya kıyamam büyük ihtimalle, ürünlerin üzerinde yazan kullanım sürelerini de pek takmadığımdan [hocanın dediğini yap, yaptığını yapma] uzuuuun süre kullanacağımı düşünüyorum. Oje ise zaten efsane :) Diğer renklerini sevmemiştim, hala de sevmiyorum, ama Orly'nin [Cosmix FX miydi?] koleksiyonu Türkiye'ye ulaştığında benzer yapıda olan başka ojeler alacağım.

Gelelim fotoğraflara [tıklanınca büyüyorlar]...