Bu şahane bir pembe. Sahip olduğum pembelerin en güzeli, en pasteli, en tatlısı, en izlenesi... tabi bana göre. Çok seviyorum bu rengi. Aslıdna fotoğrafta göründüğünden çok hafif daha koyu diyebilirim, çok az ama.
Bu ojenin de sürümü diğer bir çok Pastel oje gibi çok rahat. Renk gayet opak, tırnaklarımda 2 kat var. Aslında illa ki hiç bir ışıkta tırnak çizgim belli olmasın deseydim 3 kat sürebilirdim ama bana çok geliyor, çok nadir 3 kat sürerim tek renk ojeyi. Yoksa desen filan yaparken yok aradaki şeffaf kat, yok en üste simli top coat, yok düzgün olsun diye başka bir top coat filan derken 7 katı bulabiliyorum çok rahat.
Neyse uzattım yine, sanırım şimdi söyleyeceğim benimle ilgili bir sorun, hangi ojeyi sürersem süreyim 2. günde tırnaklarımın ucunda ince bir çizgi oje erimiş gitmiş oluyor, Pastel'in 61 numarası için de geçerli bu. Fade out oluyor resmen, en uçta beyaz bir çizgicik duruyor. Sürdüğüm ojeyle ve üstüne bir de top coatla tırnağın ucunu da kapatsam bile aynı şey. Zaten tırnağımda bir ojeyi olduğu gibi 1-2 günden çok tutmadığım için sorun olmuyor benim için ama merak ettim işte, aynı şeyi yaşayan var mı?
denediğimiz ürünlerle ilgili yorumlar, makyaj teknikleri, alışverişler... bir güzellik blogunda bulabileceğiniz her şey. öğrendiklerimizi paylaşmak istiyoruz, o kadar :)
28 Aralık 2010 Salı
26 Aralık 2010 Pazar
Review - The Body Shop - Seaweed + Vitamin E Creams
Öncelikle cilt tipimden bahsedeyim, bu kremleri nasıl bir yüze uyguladığımı açıklamış olayım.
Cilt bakımımda yüzüm için iki ayrı krem kullanıyorum, bunun sebebi ise cildimin karma oluşu. Yüzümde sadece burnum yağlı, yanaklarımın elmacık kemik üzerindeki kısmı ise kuruya dönük, geri kalan kısımları normal sayılabilir. Bunun dışında hiç bir zaman cildimle ilgili problem yaşamadım. Ergenlik çağında bile ne silivce problemim oldu ne de yağlanma. Sorunsuzum yani. Bu ürünleri de sorunu olmayan cildimdeki deneyimlerimden yola çıkarak değerlendirip anlatacağım, sizin içinde aynı etkiyi yapar mı yapmaz mı bilemiyorum.
Cildimin yapısını anlatıp nemlendirici krem önerisi istediğimde bana Vitamin E'yi önerdiler. Zaten üzerinde de her cilt tipi için uygundur yazıyor, ben olsam ben de onu önerirdim herhalde :) Yanaklarımda filan kremin yarattığı etkiyi çok sevsem de burun bölgemin fazlaca yağlandığını farkedip yeniden başvurdum, bu sefer Seaweed serisini yağlı bölgeye uygulayabileceğimi söylediler. Ben de ikili bakım setime kavuşmuş oldum.
Öncelikle Vitamin E serisinin pembiş kreminden bahsedeyim.
Vitamin E serisinin kreminin kokusu, dokusu, yapısı, her şeyi harika benim için. Çok güzel nemlendiriyor, gün içinde elim yüzüme giderse "ayy yumuşacık :)" diyorum kendi kendime. Özellikle kışın müthiş kuruyan elmacık kemikleri çevresini bu krem dize getirdi.
Yapısı ince, losyon tadında denebilir hatta. Hafif bir krem, yüzde ağırlık filan hissedilmiyor, sürdükten bir kaç dakika sonra misler gibi emilmiş oluyor. İşte bir tek yağlı cildi olanlara öneremem bunu, normal ve kuru ciltler rahatlıkla kullanır bana kalırsa. En soğuk kış günlerinde cildimi pul pul olmaktan kurtaran krem budur.
Açıklama olarak da şöyle şeyler yazmışlar:
Sırada ikinci kremim var, Seaweed Mattifying Day Cream.
Bu serinin de kokusuna bayılıyorum, ferah ve insanın içini açan bir kokusu var bana göre. Kullandığımda "temiz" hissediyorum istisnasız. Bu kremin yapısı daha şeffaf ve jelimsi aslında, çok hafif yapısı cildi hiç yormuyor ve çok rahat emiliyor.
Gerçekten matlaştırıcı, yağlanmayı azaltıcı etkisini gördüm ben. Krem kullanmadığım ya da başka bir krem kullandığım zamandan çok daha az yağlanıyor burun bölgem. Bazen burnun dışına taşıp gününe göre çene ve alın bölgeme de kullandığım oluyor. Hatta üşenirsem iki farklı krem kullanmaya bütün yüzüme direk bunu sürüyorum; soğuk ve kuru kış günleri hariç, o günlerde sadece Vitamin E'yi kullandığım da oluyor.
Açıklama olarak şunları yazmışlar:
İki kremin rengi, yapısı, şeffaflığı filan aşağıdaki fotoğraflardan görülebilir.
Cilt bakımımda yüzüm için iki ayrı krem kullanıyorum, bunun sebebi ise cildimin karma oluşu. Yüzümde sadece burnum yağlı, yanaklarımın elmacık kemik üzerindeki kısmı ise kuruya dönük, geri kalan kısımları normal sayılabilir. Bunun dışında hiç bir zaman cildimle ilgili problem yaşamadım. Ergenlik çağında bile ne silivce problemim oldu ne de yağlanma. Sorunsuzum yani. Bu ürünleri de sorunu olmayan cildimdeki deneyimlerimden yola çıkarak değerlendirip anlatacağım, sizin içinde aynı etkiyi yapar mı yapmaz mı bilemiyorum.
Cildimin yapısını anlatıp nemlendirici krem önerisi istediğimde bana Vitamin E'yi önerdiler. Zaten üzerinde de her cilt tipi için uygundur yazıyor, ben olsam ben de onu önerirdim herhalde :) Yanaklarımda filan kremin yarattığı etkiyi çok sevsem de burun bölgemin fazlaca yağlandığını farkedip yeniden başvurdum, bu sefer Seaweed serisini yağlı bölgeye uygulayabileceğimi söylediler. Ben de ikili bakım setime kavuşmuş oldum.
Öncelikle Vitamin E serisinin pembiş kreminden bahsedeyim.
Vitamin E serisinin kreminin kokusu, dokusu, yapısı, her şeyi harika benim için. Çok güzel nemlendiriyor, gün içinde elim yüzüme giderse "ayy yumuşacık :)" diyorum kendi kendime. Özellikle kışın müthiş kuruyan elmacık kemikleri çevresini bu krem dize getirdi.
Yapısı ince, losyon tadında denebilir hatta. Hafif bir krem, yüzde ağırlık filan hissedilmiyor, sürdükten bir kaç dakika sonra misler gibi emilmiş oluyor. İşte bir tek yağlı cildi olanlara öneremem bunu, normal ve kuru ciltler rahatlıkla kullanır bana kalırsa. En soğuk kış günlerinde cildimi pul pul olmaktan kurtaran krem budur.
Açıklama olarak da şöyle şeyler yazmışlar:
Sırada ikinci kremim var, Seaweed Mattifying Day Cream.
Bu serinin de kokusuna bayılıyorum, ferah ve insanın içini açan bir kokusu var bana göre. Kullandığımda "temiz" hissediyorum istisnasız. Bu kremin yapısı daha şeffaf ve jelimsi aslında, çok hafif yapısı cildi hiç yormuyor ve çok rahat emiliyor.
Gerçekten matlaştırıcı, yağlanmayı azaltıcı etkisini gördüm ben. Krem kullanmadığım ya da başka bir krem kullandığım zamandan çok daha az yağlanıyor burun bölgem. Bazen burnun dışına taşıp gününe göre çene ve alın bölgeme de kullandığım oluyor. Hatta üşenirsem iki farklı krem kullanmaya bütün yüzüme direk bunu sürüyorum; soğuk ve kuru kış günleri hariç, o günlerde sadece Vitamin E'yi kullandığım da oluyor.
Açıklama olarak şunları yazmışlar:
İki kremin rengi, yapısı, şeffaflığı filan aşağıdaki fotoğraflardan görülebilir.
Pastel Oje Dosyası -4- #79
Bir süre ara verdiğim oje dosyalarına devam.. Sırada yine Pastel'den bir oje var. Her ne kadar havalar dengesiz olup kışı yansıtmasa da, bu oje için mevsim seçmem gerekse kış derdim.
Fotoğraflarda şişede görünen renk rengin ta kendisi, tırnağımda duruşu biraz daha bordoya çalmış.
Mürdüm mü yoksa bordo mu karar veremediğim bir renk bu oje. Sanırım mürdüme daha yakın, ekşimtrak bi rengi var bana kalırsa, tabi bu sizin için bir şey ifade ediyor mu bilemem :) Pastel'in bir çok ojesi gibi gayet opak, 2 katta tamamen kapatıyor tırnağı. Çabuk kuruyor, sürerken zorlamıyor, fırça izi bırakmıyor.
Söyleceyek pek başka bir şey yok bu oje hakkında. Sürün, sürdürün :) Ayrıca rüyamda Pastel'in şu yeni 4 rengini arıyordum tırım tırım ama bulamayıp millete çıkışıyordum, hahah şaka gibi :)
Fotoğraflarda şişede görünen renk rengin ta kendisi, tırnağımda duruşu biraz daha bordoya çalmış.
Mürdüm mü yoksa bordo mu karar veremediğim bir renk bu oje. Sanırım mürdüme daha yakın, ekşimtrak bi rengi var bana kalırsa, tabi bu sizin için bir şey ifade ediyor mu bilemem :) Pastel'in bir çok ojesi gibi gayet opak, 2 katta tamamen kapatıyor tırnağı. Çabuk kuruyor, sürerken zorlamıyor, fırça izi bırakmıyor.
Söyleceyek pek başka bir şey yok bu oje hakkında. Sürün, sürdürün :) Ayrıca rüyamda Pastel'in şu yeni 4 rengini arıyordum tırım tırım ama bulamayıp millete çıkışıyordum, hahah şaka gibi :)
20 Aralık 2010 Pazartesi
Review - Flormar - Selection Lipstick #34
Flormar standına gidince pek bir şey beğenemiyorum ben, görevli kızlar filan çok boğuyor, ışıklandırma desen berbat, hiç bir şeyin rengi olduğu gibi anlaşılmıyor filan.. O yüzden renkleri internetten bakıp çok beğensem de pek bir şey almıyorum Flormar'ın standlarından. Watsons gibi mağazalardan almayı tercih ediyorum.
Bu ruj ise Flormar standında aslında görevli kızın dırdırıyla aldığım bir ürün. İlgilendiğim bir renkti ama gerçekten çok isteyerek almadım, hani "ay tamam alıyorum, bi sus yeter ki" modunda almıştım. Çok seviyorum o ayrı :)
normalde çok dikkat ederim ama bu sefer fotoğraflar pek net olmamış, kusura bakmayın...
Bu rujla ilgili sevmediğim üç şey var: birincisi kabı, çok ucuz görünümlü geliyor; ikincisi pek kalıcı olduğu söylenemez; üçüncüsü ise rujun değişik kesilmiş şekli, çok rahat değil kullanması.
Bunların dışında güzel bir ürün; yapısı yumuşak, dudakları kurutmuyor, rahatsız edici bir kokusu yok ve pigmentasyonu oldukça iyi.
Bu ruj ise Flormar standında aslında görevli kızın dırdırıyla aldığım bir ürün. İlgilendiğim bir renkti ama gerçekten çok isteyerek almadım, hani "ay tamam alıyorum, bi sus yeter ki" modunda almıştım. Çok seviyorum o ayrı :)
normalde çok dikkat ederim ama bu sefer fotoğraflar pek net olmamış, kusura bakmayın...
Alttaki fotoğraftan görüleceği üzere kapaktaki "flormar" yazısının ortası silinmiş durumda, halbuki çok da kullanmış olduğum söylenemez ruju.
Bu rujla ilgili sevmediğim üç şey var: birincisi kabı, çok ucuz görünümlü geliyor; ikincisi pek kalıcı olduğu söylenemez; üçüncüsü ise rujun değişik kesilmiş şekli, çok rahat değil kullanması.
Bunların dışında güzel bir ürün; yapısı yumuşak, dudakları kurutmuyor, rahatsız edici bir kokusu yok ve pigmentasyonu oldukça iyi.
19 Aralık 2010 Pazar
Review - Garnier - Göz Makyaz Temzileyicisi
Daha önce bir çok markanın göz maykaj temizleyicilerini denedim, Lancome'un meşhur bi-facil'i de dahil. Diadermine'in temizleyicisi son kullandığımdı. Elimdeki ürün bitince Watsons'a gidip yeni bir temizleyici arayışına girdim. Garnier'in temizleyicisi çekici geldi nedense. Fiyatı da uygundu, 12TL mi 14TL mi ne. Hassas gözler ve waterproof makyaj için iyi olduğu yazıyordu üstünde. Denemek lazım deyip aldım. Bu kadar seveceğimi düşünmemiştim.
Pamuğun üzerine bir miktar döküp göz kapağımın üzerinde 5-6 saniye tuttuktan sonra neredeyse tek çekişte bütün makyajı temizliyor. Inglot'un ya da MAC'in jel eyelinerlarının da çoğunu söküp atıyor. Son makyaj kalıntıları için de biraz ovalamak yetiyor. Üstelik gözümü hiç acıtmadı, hiç yakmadı. Daha önce kullandığım ürünlerde gözümden ağır makyajı temizlemeye çalışırken gözümün içi de yanardı, bir şekilde solüsyondan gözüme kaçırıyordum herhalde, Garnier'de bu da olmadı.
Ürün çok hafif, su gibi, renksiz de zaten. Krem yapıdaki temizleyicileri sevmiyorum ben, ağır geliyor ve göz çevremde yağ bezecikleri oluşturuyorlar. Garnier böyle değil. Kokusu da çok hafif ve ferah, yeşil çay-limon filan diyebilirim sanırım, yine de güvenmeyin bu açıklamaya, almadan koklayın. Ben çok hassasım koku konusunda, yanımda sıkılan deodorant-parfüm bile benim nefessiz kalmama yetiyor (bu sebeple parfümü az fıslarım kendime de), yemek yağlıysa direk kokusunu alıyorum ve yiyemiyorum gibi gibi; bu ürün beni hiç rahatsız etmedi, hatta çok sevdim.
Göz çevremi kurutmuyor, yağlandırmıyor. Hiç sağlıklı değil belki ama bunu kullandıktan sonra göz kremi kullanmıyorum. Önceden kururdu, acırdı göz çevrem makyajımı temizledikten sonra, mutlaka krem kullanırdım. Artık bu ihtiyacı duymuyorum.
Fiyatı performans oranı da oldukça uygun bence, Lancome'un Bi-Facil'ini almaktansa (ki onu da çok severim) bunu tercih ediyorum.
Fotoğrafta yatık olduğu için belli olmasa da şişenin yarısı bitti. Hakkında söyleyebileceğim herhangi negatif bir özellik yok. O kadar beğendim ki bunu, kullandığım cilt bakım serisi bittiğinde Garnier'inkileri alıp deneyeceğim. (Şu anda The Body Shop Seaweed kullanıyorum, yazısı gelecek)
Eğer sizin bu ürünle, hatta Garnier'in diğer ürünleriyle de ilgili eklemek istedikleriniz varsa ya da soracağınız bir şey varsa yorum bırakmaktan çekinmeyin :)
Pamuğun üzerine bir miktar döküp göz kapağımın üzerinde 5-6 saniye tuttuktan sonra neredeyse tek çekişte bütün makyajı temizliyor. Inglot'un ya da MAC'in jel eyelinerlarının da çoğunu söküp atıyor. Son makyaj kalıntıları için de biraz ovalamak yetiyor. Üstelik gözümü hiç acıtmadı, hiç yakmadı. Daha önce kullandığım ürünlerde gözümden ağır makyajı temizlemeye çalışırken gözümün içi de yanardı, bir şekilde solüsyondan gözüme kaçırıyordum herhalde, Garnier'de bu da olmadı.
Ürün çok hafif, su gibi, renksiz de zaten. Krem yapıdaki temizleyicileri sevmiyorum ben, ağır geliyor ve göz çevremde yağ bezecikleri oluşturuyorlar. Garnier böyle değil. Kokusu da çok hafif ve ferah, yeşil çay-limon filan diyebilirim sanırım, yine de güvenmeyin bu açıklamaya, almadan koklayın. Ben çok hassasım koku konusunda, yanımda sıkılan deodorant-parfüm bile benim nefessiz kalmama yetiyor (bu sebeple parfümü az fıslarım kendime de), yemek yağlıysa direk kokusunu alıyorum ve yiyemiyorum gibi gibi; bu ürün beni hiç rahatsız etmedi, hatta çok sevdim.
Göz çevremi kurutmuyor, yağlandırmıyor. Hiç sağlıklı değil belki ama bunu kullandıktan sonra göz kremi kullanmıyorum. Önceden kururdu, acırdı göz çevrem makyajımı temizledikten sonra, mutlaka krem kullanırdım. Artık bu ihtiyacı duymuyorum.
Fiyatı performans oranı da oldukça uygun bence, Lancome'un Bi-Facil'ini almaktansa (ki onu da çok severim) bunu tercih ediyorum.
Fotoğrafta yatık olduğu için belli olmasa da şişenin yarısı bitti. Hakkında söyleyebileceğim herhangi negatif bir özellik yok. O kadar beğendim ki bunu, kullandığım cilt bakım serisi bittiğinde Garnier'inkileri alıp deneyeceğim. (Şu anda The Body Shop Seaweed kullanıyorum, yazısı gelecek)
Eğer sizin bu ürünle, hatta Garnier'in diğer ürünleriyle de ilgili eklemek istedikleriniz varsa ya da soracağınız bir şey varsa yorum bırakmaktan çekinmeyin :)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)







