Biz alışveriş aşkıyla rujlara bakıp denemeye çalışırken bizi rahatsız etmek için her şeyi yapan sevgili mua'ya saygılarımı sunuyorum öncelikle..
Rujun kendisine gelirsek, Ataköy Plus'taki MAC mağazasından aldım. Herhalde 10 tane ruj deneyip sildim bunu bulana kadar.
Tam aradığım renk diyebilirim. Yapısı lustre olduğundan çok çok yoğun renk vermiyor, rengi çok doğal, en azından benim ten rengimde öyle duruyor (nw20-c2). Hem günlük hem de daha ağır yaptığım makyajlara yakıştırıyorum bunu. Patisserie'den sonra elimin en çok gittiği ruj kesinlikle. Lafı gelmişken, Patisserie'yi bu zamana kadar tanıtmamakla ayıp etmişim, en sevdiğim ruj kendisi. Neyse :)
Kalıcılık adına çok bir şey beklememek gerek yapısından dolayı, lustre rujlardan matte'ler gibi saatlerce çok rahat dayanmasını beklememek lazım. Yine de ben rujları iyi taşıyorum, bu ruj ben yemek yiyene kadar duruyor. Dudaklarımı kurutmuyor hatta nemlediriyor bile diyebilirim sanırım. İçinde sim filan yok, düz cream şeklinde, tam benim sevdiğim gibi yani :)
Bu da rengi.. Güneşten biraz parlak çıkmış ama renk budur yani, bir yanlışlık yok :) Turuncu gibi kırmızı gibi değil gibi... Öyle bir şey işte.
MAC rujların fiyatı 38TL.
denediğimiz ürünlerle ilgili yorumlar, makyaj teknikleri, alışverişler... bir güzellik blogunda bulabileceğiniz her şey. öğrendiklerimizi paylaşmak istiyoruz, o kadar :)
11 Şubat 2011 Cuma
7 Şubat 2011 Pazartesi
Review - Flormar - Longwearing Lipgloss #410 - #412 - #402 - #404
Flormar'ın en sevdiğim ürünlerinden biri de Longwearing serisinin glossları. Normal bilindik glosslara göre tombik ambalaja sahip bu ürünler. Kaliteli ve şık görünüyorlar dışarıdan bakınca.
Şöyle bir toplu bakış atalım.. Renkler daha net görünsün diye yazıları arkaya attım, keşke diyorum şimdi bir de görünen fotoğraf çekseymişim. Güzel duruyor çünkü, gerçi silinir yakında :)
Bu glossları iki parça halinde anlatacağım, çünkü ortadaki ikişi müthiş derecede simli ve kenardakilerin sadece ince ışıltıları var. En aşağıdaki swatch fotoğraflarından fark çoook net görülüyor zaten.
Bu ürünlerle ilgili genel olarak söyleyeceğim şeylerin başında fiyatları geliyor, 9.90TL. Şaka gibi değil mi? Üstelik kalıcı bunlar, sürdüğünüz gibi giden şeylerden değil, Golden Rose'un roller'lı glossları gibi mesela... Sadece burdan bile kocaman bir artı alıyor benden.
Ürünlerin bir kokusu var, o bilindik kozmetik kokusu değil, aromalı. Ne olduğunu çözemedim, zaten çok kötüyüm koku tanımlamada. Koklayın ama mutlaka almadan önce, benim hoşuma gitti diyemem ama rahatsız etmedi, sizi bilemem tabi :)
Açıkçası test etmedim ne kadar duruyor diye ama eğer yemek filan yemezsem kolay kolay gitmiyor saatlerce, cidden. Maybelline'in glosslarını çok severim ben normalde ama elim bunlara daha çok gidiyor, çünkü daha kalıcılar.
Bu arada unutmadan söyleyeyim, benim için ikinci kocaman artıyı almasının sebebi ise fırçası. :) Sünger filan değil, güzel bir fırçası var plastik kıllardan oluşan, bu da ürünü çok rahat yaymayı sağlıyor, çünkü ürün çok yoğun. Yoğun dediysem yanıltmayayım, çok yapış yapış değil. Zaten hiç yapış yapış olmasa kalıcı olmaz, di mi :) Olsun o kadar.
Gelelim detaylara..
L412 ve L404 içinde ince ışıltılar olan yoğun renkli ürünler. Fotoğrafları tıklayıp büyük hallerine bakmanızı tavsiye ediyorum, incecik ışıltılar çok net görnüyor çünkü.
Bu iki renk en çok kullandıklarım, çünkü içindeki incecik ışıltılar (taktım bu lafa da :))günlük kullanıma çok uygun yapıyor. Herhangi bir rujun üzerinde kullanılabilir, hangi rengin üzerinde denediysem harika sonuçlar elde ettim. Rujun da rengine bağlı olarak etkileri değişiyor tabii ama genellikle 404 daha doğallaştırıyor rengi yumuşatarak, 412 ise canlandırıyor.
Bunların duruşlarını çok seviyorum, sürümü de çok kolay, yapıları çok güzel. Gayet homojen olarak sürülebiliyor kolayca, bol bol da sürsem azıcık parlatsın diye de sürsem rengi eşit dağıtmam hiç zor olmuyor.
Gelelim manyak parıltılı olan ikiliye: L402 ve L410..
L410, 404'ün deli parlayanı olarak rahatlıkla tanımlanabilir sanıyorum ki :) Çok hoş bir kavun rengi var, parıl parıl. Bayılıyorum buna, resmen kendisiyle aşk yaşıyorum her sürdüğümde.. Tabii bunu günlük (aka okula giderken) kullanmıyorum, abartı olur çünkü. Gerçekten çok parlıyor. MAC'in dazzleglass'ları ile bir karşılaştırma yapmak gerekbilir hatta, muhtemelen MAC döver ama olsun, bakmak lazım :)
L402'yi çok severek aldım ama eve geldiğimde aslında kendisini sevmediğimi farkettim. Benim için fazla fuşya çünkü, yakıştıramadım kendime. Bu yüzden bir kere denedim, yine beğenmedim koydum kenara. Satış filan yaparsam ekleyeceğim oraya. Renk harika bir renk ama, hakkını yemeyeyim yine de. Belli olmaz, belki severim sonra :)
Swatch hemen aşağıda. Soldaki pek parlamayan güneşli bir günde oda içindeki görünüşleri, sağdaki ışıldayan muhteşem görüntü ise güneş ışığı direk vururken görünüşleri. Sanırım burda anlaşılır ne kadar parladıkları :) Lütfen lütfen lüften, şunu büyütüp öyle bakın. Harikalar. Üstelik bu fiyata.. Bütün seri bile alınabilir :D
Çok güzeller çoook!
Blogumu özlemişim, bir daha bu kadar ara vermek durumunda kalmam umarım :)
PS: L404 MAC'in geçen seneki bir koleksiyonunda (bir sürü mineral iki renkli allık ve bir sürü cremesheen glass vardı, neydi?) çıkan cremesheen glosslardan çok çok sevdiğim Richer, Lusher'a çok benziyor gibi görünüyor, malesef o kadar değil. Karşılaştırma fotoğrafları çektim, onları da yayınlayacağım.
Şöyle bir toplu bakış atalım.. Renkler daha net görünsün diye yazıları arkaya attım, keşke diyorum şimdi bir de görünen fotoğraf çekseymişim. Güzel duruyor çünkü, gerçi silinir yakında :)
Bu glossları iki parça halinde anlatacağım, çünkü ortadaki ikişi müthiş derecede simli ve kenardakilerin sadece ince ışıltıları var. En aşağıdaki swatch fotoğraflarından fark çoook net görülüyor zaten.
Bu ürünlerle ilgili genel olarak söyleyeceğim şeylerin başında fiyatları geliyor, 9.90TL. Şaka gibi değil mi? Üstelik kalıcı bunlar, sürdüğünüz gibi giden şeylerden değil, Golden Rose'un roller'lı glossları gibi mesela... Sadece burdan bile kocaman bir artı alıyor benden.
Ürünlerin bir kokusu var, o bilindik kozmetik kokusu değil, aromalı. Ne olduğunu çözemedim, zaten çok kötüyüm koku tanımlamada. Koklayın ama mutlaka almadan önce, benim hoşuma gitti diyemem ama rahatsız etmedi, sizi bilemem tabi :)
Açıkçası test etmedim ne kadar duruyor diye ama eğer yemek filan yemezsem kolay kolay gitmiyor saatlerce, cidden. Maybelline'in glosslarını çok severim ben normalde ama elim bunlara daha çok gidiyor, çünkü daha kalıcılar.
Bu arada unutmadan söyleyeyim, benim için ikinci kocaman artıyı almasının sebebi ise fırçası. :) Sünger filan değil, güzel bir fırçası var plastik kıllardan oluşan, bu da ürünü çok rahat yaymayı sağlıyor, çünkü ürün çok yoğun. Yoğun dediysem yanıltmayayım, çok yapış yapış değil. Zaten hiç yapış yapış olmasa kalıcı olmaz, di mi :) Olsun o kadar.
Gelelim detaylara..
L412 ve L404 içinde ince ışıltılar olan yoğun renkli ürünler. Fotoğrafları tıklayıp büyük hallerine bakmanızı tavsiye ediyorum, incecik ışıltılar çok net görnüyor çünkü.
Bu iki renk en çok kullandıklarım, çünkü içindeki incecik ışıltılar (taktım bu lafa da :))günlük kullanıma çok uygun yapıyor. Herhangi bir rujun üzerinde kullanılabilir, hangi rengin üzerinde denediysem harika sonuçlar elde ettim. Rujun da rengine bağlı olarak etkileri değişiyor tabii ama genellikle 404 daha doğallaştırıyor rengi yumuşatarak, 412 ise canlandırıyor.
Bunların duruşlarını çok seviyorum, sürümü de çok kolay, yapıları çok güzel. Gayet homojen olarak sürülebiliyor kolayca, bol bol da sürsem azıcık parlatsın diye de sürsem rengi eşit dağıtmam hiç zor olmuyor.
Gelelim manyak parıltılı olan ikiliye: L402 ve L410..
L410, 404'ün deli parlayanı olarak rahatlıkla tanımlanabilir sanıyorum ki :) Çok hoş bir kavun rengi var, parıl parıl. Bayılıyorum buna, resmen kendisiyle aşk yaşıyorum her sürdüğümde.. Tabii bunu günlük (aka okula giderken) kullanmıyorum, abartı olur çünkü. Gerçekten çok parlıyor. MAC'in dazzleglass'ları ile bir karşılaştırma yapmak gerekbilir hatta, muhtemelen MAC döver ama olsun, bakmak lazım :)
L402'yi çok severek aldım ama eve geldiğimde aslında kendisini sevmediğimi farkettim. Benim için fazla fuşya çünkü, yakıştıramadım kendime. Bu yüzden bir kere denedim, yine beğenmedim koydum kenara. Satış filan yaparsam ekleyeceğim oraya. Renk harika bir renk ama, hakkını yemeyeyim yine de. Belli olmaz, belki severim sonra :)
Swatch hemen aşağıda. Soldaki pek parlamayan güneşli bir günde oda içindeki görünüşleri, sağdaki ışıldayan muhteşem görüntü ise güneş ışığı direk vururken görünüşleri. Sanırım burda anlaşılır ne kadar parladıkları :) Lütfen lütfen lüften, şunu büyütüp öyle bakın. Harikalar. Üstelik bu fiyata.. Bütün seri bile alınabilir :D
Çok güzeller çoook!
Blogumu özlemişim, bir daha bu kadar ara vermek durumunda kalmam umarım :)
PS: L404 MAC'in geçen seneki bir koleksiyonunda (bir sürü mineral iki renkli allık ve bir sürü cremesheen glass vardı, neydi?) çıkan cremesheen glosslardan çok çok sevdiğim Richer, Lusher'a çok benziyor gibi görünüyor, malesef o kadar değil. Karşılaştırma fotoğrafları çektim, onları da yayınlayacağım.
6 Şubat 2011 Pazar
bir süre aradan sonra yeniden :)
Okulun son zamanları ve ara tatilde kendime blogdan tatil verdim :) Şu günlerde havaların güneşli olmasından faydalanaıp bir sürü fotoğraf çektim, yani bir süre neler yazacağım belli ekstra bir şey çıkmazsa.
Sıralı değiller ama teker teker şunlar gelecek,
-MAC See Sheer Lipstick
-Flormar Longwearing Lipgloss - 402, 404, 410, 412
-Flormar Longwearing Lipstick - 16
-MAC Richer, Lusher Cremesheen Lipglass + Flormar L404 ile karşılaştırma
-Sephora Flashy Line - indirimde satılan 7li set
-Too Faced Natural Eye Palette
-Too Faced Bronzed and Beautiful (bronzer paleti)
-Benefit Confessions of a Concealaholic
-Pastel 25 oje
"Önce şunu yazsana" diyen varsa önerilere açığım :) Daha fotoğrafları editleyeceğim çünkü, istek sırasına göre yayınlayabilirim.
A bir de saçlarımın fotoğraflarını çekmiştim boyama öncesi ve sonrasında, o da var sırada gelecekler içinde, Jean's Color boya review ile birlikte :)
Herkese yeniden iyi yıllar, ben photoshop başındayım bir süre, hemen döneceğim :)
Sıralı değiller ama teker teker şunlar gelecek,
-MAC See Sheer Lipstick
-Flormar Longwearing Lipgloss - 402, 404, 410, 412
-Flormar Longwearing Lipstick - 16
-MAC Richer, Lusher Cremesheen Lipglass + Flormar L404 ile karşılaştırma
-Sephora Flashy Line - indirimde satılan 7li set
-Too Faced Natural Eye Palette
-Too Faced Bronzed and Beautiful (bronzer paleti)
-Benefit Confessions of a Concealaholic
-Pastel 25 oje
"Önce şunu yazsana" diyen varsa önerilere açığım :) Daha fotoğrafları editleyeceğim çünkü, istek sırasına göre yayınlayabilirim.
A bir de saçlarımın fotoğraflarını çekmiştim boyama öncesi ve sonrasında, o da var sırada gelecekler içinde, Jean's Color boya review ile birlikte :)
Herkese yeniden iyi yıllar, ben photoshop başındayım bir süre, hemen döneceğim :)
16 Ocak 2011 Pazar
Review - L'Oreal Elseve - Durulanmayan Sprey Saç Kremi
Off kaç gün olmuş yazmayalı bir şeyler.
Saçlarımın uçları çok kötü olmuştu bir sene kadar önce, artık inatlaşmayıp kestirmem gerektiğini düşünüyordum ki, iki ürünle hayatım değişti resmen. Biri bu sprey, biri de Lush'tan Rehab şampuan.
Ben saçlarımın alt yarısını boyuyorum. Şöyle ki, kuaförde saçlarımın alt yarısının tamamına ve üzerine de krepe yaparak rengini açtırıyorum. Jean's Color marka boya ile de aklıma hangisi eserse boyuyorum; Deep Red, Chili Red, Violet ve Magenta şu anda bende olan renkler. (Eğer renkleri merak eden varsa ayrı bir post hazırlayabilirim hem Jean's Color'la hem de renklerle ilgili.) Jean's Color bitkisel bir boya ve su bazlı. Normal boyaların aksine pompalı şişede satılıyor ve bir şişe benim belime kadar gelen saçlarımın yarısını 5-6 defa çok rahat boyuyor, çook rahat. Neyse, konumuz boya değil :)
Ancak bu boya saçı biraz kurutuyor. Saçlarımın uçları yıkandıktan 2 gün sonra (3-4 günde bir yıkıyorum saçlarımı) pürtük pürtük oluyor, çok dolaşıyor filan. Saç açıcı spreyler kar etmeyince durulanmayan krem arayışına girdim. Watsons'ı altüst ettim ve bunu buldum. Şu sıralarda çok çeşit var durulanmayan kremlerden ama ben ararken yoktu. Fotoğrafa da bakarsanız zaten üzerinde Türkçe bir yazı yok, aldıkları gibi rafa koymuşlar herhalde. Serinin diğer ürünlerini inceleyerek bu ürünün yıpranmış saçlar için olduğunu öğrendim.
Bu ürünü saçlarımı yıkadıktan sonra kuruturken tam kurumadan biraz önce fıs fıs sıkıyorum saçlarıma. Saçlarım yeniden nemli oluyor, fırçayla geçiyorum üzerinden eşit olarak dağılsın diye, sonra kurutmaya devam. Bu sayede saçlarımın daha yumuşak olduğunu farkettim, üstelik daha uzun süre çıldırmadan duruyorlar. Eğer uçları kontrolden çıkarsa yine bir kaç fıs sıkıyorum, tarıyorum ve kurutuyorum makinayla, fıstık gibi saçlarıma geri kavuşuyorum.
Şişeden de görebileceğiniz gibi çook kullandım. Haftada 2-3 kez kullanıyorum ve aylardır bitmedi. Ne zaman aldığımı hatırlamıyorum bu şişeyi, çok oldu. Sprey olduğu için parmaklarınızda filan boşuna ürün heba etmiyorsunuz, daha uzun süre gidiyor.Kokusu da çok hoş bu arada.
Rehab şampuanla ilgili de bir yazı hazırlayacağım yakında.
Saçlarımın uçları çok kötü olmuştu bir sene kadar önce, artık inatlaşmayıp kestirmem gerektiğini düşünüyordum ki, iki ürünle hayatım değişti resmen. Biri bu sprey, biri de Lush'tan Rehab şampuan.
Ben saçlarımın alt yarısını boyuyorum. Şöyle ki, kuaförde saçlarımın alt yarısının tamamına ve üzerine de krepe yaparak rengini açtırıyorum. Jean's Color marka boya ile de aklıma hangisi eserse boyuyorum; Deep Red, Chili Red, Violet ve Magenta şu anda bende olan renkler. (Eğer renkleri merak eden varsa ayrı bir post hazırlayabilirim hem Jean's Color'la hem de renklerle ilgili.) Jean's Color bitkisel bir boya ve su bazlı. Normal boyaların aksine pompalı şişede satılıyor ve bir şişe benim belime kadar gelen saçlarımın yarısını 5-6 defa çok rahat boyuyor, çook rahat. Neyse, konumuz boya değil :)
Ancak bu boya saçı biraz kurutuyor. Saçlarımın uçları yıkandıktan 2 gün sonra (3-4 günde bir yıkıyorum saçlarımı) pürtük pürtük oluyor, çok dolaşıyor filan. Saç açıcı spreyler kar etmeyince durulanmayan krem arayışına girdim. Watsons'ı altüst ettim ve bunu buldum. Şu sıralarda çok çeşit var durulanmayan kremlerden ama ben ararken yoktu. Fotoğrafa da bakarsanız zaten üzerinde Türkçe bir yazı yok, aldıkları gibi rafa koymuşlar herhalde. Serinin diğer ürünlerini inceleyerek bu ürünün yıpranmış saçlar için olduğunu öğrendim.
Bu ürünü saçlarımı yıkadıktan sonra kuruturken tam kurumadan biraz önce fıs fıs sıkıyorum saçlarıma. Saçlarım yeniden nemli oluyor, fırçayla geçiyorum üzerinden eşit olarak dağılsın diye, sonra kurutmaya devam. Bu sayede saçlarımın daha yumuşak olduğunu farkettim, üstelik daha uzun süre çıldırmadan duruyorlar. Eğer uçları kontrolden çıkarsa yine bir kaç fıs sıkıyorum, tarıyorum ve kurutuyorum makinayla, fıstık gibi saçlarıma geri kavuşuyorum.
Şişeden de görebileceğiniz gibi çook kullandım. Haftada 2-3 kez kullanıyorum ve aylardır bitmedi. Ne zaman aldığımı hatırlamıyorum bu şişeyi, çok oldu. Sprey olduğu için parmaklarınızda filan boşuna ürün heba etmiyorsunuz, daha uzun süre gidiyor.Kokusu da çok hoş bu arada.
Rehab şampuanla ilgili de bir yazı hazırlayacağım yakında.
11 Ocak 2011 Salı
Review - Flormar - Longwearing Lipstick #12
Flormar'ın Longwearing serisinin önce glosslarını denemiştim ve çok beğenmiştim, sonra rujlarına bakındım, nedense -her zamanki gibi- pek çekici gelmediler, ama bu renk doğalımsı bir pembe imajı yarattı bende ve aldım. Pişman değilim :) Sahip olduğum Flormar rujlar içinden en severek ve isteyerek alıp kullandığım budur.
Önce şunu söylemek istiyorum, rujun kesimi "normal" olduğu için çok mutluyum. Yamuk yumuk altıgen şekiller yok, en güzeli. Ambalajındaki yazının yakın zamanda silineceği çok belli, azıcık buzucuk gitti bile. Neden biraz daha özenli yapmıyorlar şu ambalajları, merak ediyorum cidden.
Rengi tam fotoğraflarda görüldüğü gibi. Işıltısı, simi, sedefi filan yok, kremsi bir yapısı var. Sürüldüğünde normal rujlarından daha mat duruyor, tabii ki MAC'in filan mat rujları gibi tamamen mat değil. Dudağıma yerleşişini, duruşunu ve dudaklarımı kurutmamasını seviyorum.
Üzerine gloss filan kullanmıyorum, bu hali çok hoşuma gidiyor. Sürüldüğünde daha parlak duruyor, bir süre sonra hafif matlaşıp sabitliyor kendini ve sürerkenki yağ gibi kayan kremsi yapı gidip yerini güzel kaliteli bir hisse bırakıyor.
Ruj gerçekten kalıcı. Yemek filan yemezsem eğer rahat 4 -5 saat bu şekilde kalır, yemek yesem bir şeyler içsem üzerine bir de peçeteyle ağzımı pıt pıt yapıp silsem bile hala dudağımda renk duruyor oluyor. Tabi ilk hali gibi değil ama yemek sırasında başkalaşaım geçirmiş gibi görünmüyorsunuz en azından. Ben kullandığımda sadece yiyip içtikten sonra uygun bir zamanda hafifçe üzerinden geçiyorum, ben çıkarana kadar kalıyor.
Üstelik fiyatı sadece 9 TL! Beğenmeyi becerip bir kaç renk daha almak istiyorum. Bu arada ambalajı Lancome'un ruj ambalajına çok benziyor, en azından bendekilere. Onları da gösteririm yakında. Çekmecemde tepetaklak halde tutuyorum rujları bir bölme içinde, o halde baktığımda ilk bakışta hangisi Flormar hangisi Lancome algılayamıyorum, yazılarına bakmam gerekiyor.
Ben çok seviyorum, alın aldırın kullanın mutlu olun anacım :)
Bir şey merak ediyorum, renkler ve swatchlar anlaşılır mı, yani size gösterdiğim şeyi iyi anlatabiliyor mu? Yeterince bilgi veriyor muyum ürün hakkında? Eğer bir öneriniz filan varsa lütfen söyleyin :)
Bir de Eyyvah Eyvah 2'ye mutlaka gidin :)
Önce şunu söylemek istiyorum, rujun kesimi "normal" olduğu için çok mutluyum. Yamuk yumuk altıgen şekiller yok, en güzeli. Ambalajındaki yazının yakın zamanda silineceği çok belli, azıcık buzucuk gitti bile. Neden biraz daha özenli yapmıyorlar şu ambalajları, merak ediyorum cidden.
Rengi tam fotoğraflarda görüldüğü gibi. Işıltısı, simi, sedefi filan yok, kremsi bir yapısı var. Sürüldüğünde normal rujlarından daha mat duruyor, tabii ki MAC'in filan mat rujları gibi tamamen mat değil. Dudağıma yerleşişini, duruşunu ve dudaklarımı kurutmamasını seviyorum.
Üzerine gloss filan kullanmıyorum, bu hali çok hoşuma gidiyor. Sürüldüğünde daha parlak duruyor, bir süre sonra hafif matlaşıp sabitliyor kendini ve sürerkenki yağ gibi kayan kremsi yapı gidip yerini güzel kaliteli bir hisse bırakıyor.
Ruj gerçekten kalıcı. Yemek filan yemezsem eğer rahat 4 -5 saat bu şekilde kalır, yemek yesem bir şeyler içsem üzerine bir de peçeteyle ağzımı pıt pıt yapıp silsem bile hala dudağımda renk duruyor oluyor. Tabi ilk hali gibi değil ama yemek sırasında başkalaşaım geçirmiş gibi görünmüyorsunuz en azından. Ben kullandığımda sadece yiyip içtikten sonra uygun bir zamanda hafifçe üzerinden geçiyorum, ben çıkarana kadar kalıyor.
Üstelik fiyatı sadece 9 TL! Beğenmeyi becerip bir kaç renk daha almak istiyorum. Bu arada ambalajı Lancome'un ruj ambalajına çok benziyor, en azından bendekilere. Onları da gösteririm yakında. Çekmecemde tepetaklak halde tutuyorum rujları bir bölme içinde, o halde baktığımda ilk bakışta hangisi Flormar hangisi Lancome algılayamıyorum, yazılarına bakmam gerekiyor.
Ben çok seviyorum, alın aldırın kullanın mutlu olun anacım :)
Bir şey merak ediyorum, renkler ve swatchlar anlaşılır mı, yani size gösterdiğim şeyi iyi anlatabiliyor mu? Yeterince bilgi veriyor muyum ürün hakkında? Eğer bir öneriniz filan varsa lütfen söyleyin :)
Bir de Eyyvah Eyvah 2'ye mutlaka gidin :)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)












